Katolik Kilisesi Din ve Ahlâk İlkeleri (166-197)

Imagem de Tiffany Corrigan por Pixabay

2. KONU

               İnanıyoruz

166 İman kişisel bir eylemdir: İnsanın açınlanan Tanrı girişimine özgürce verdiği yanıttır. Ancak iman tek başına yapılmış bir eylem değildir. Hiç kimse tek başına yaşayamadığı gibi tek başına da inanamaz. Hiç kimse kendi yaşamını kendisi vermediği gibi kendi imanını da kendi veremez. Nasıl ki inanan kişi imanını başkasından almışsa, aynı şekilde imanını başkasına aktarmalıdır. İsa’ya ve insanlara olan sevgimiz bizleri başkalarına imanımızdan söz etmeye iter. Her inanan, inanlılar zincirinin bir halkasıdır. Başkalarının imanı tarafından taşınmadan inanamam, ayrıca imanımla, başkalarının imanını taşımaya yardımcı olmaktayım.

167 “İnanıyorum” (Havarilerin İnaç İlkeleri Formülü): Her inanlı tarafından, özellikle de vaftiz sırasında, şahsen beyan edilen Kilise inancıdır. “Biz inanıyoruz” (İznik-İstanbul İnaç İlkeleri Formülü. Yunanca orijinal haliyle): Konsil’de toplanan episkoposların ya da genel olarak inanlıların litürjik toplantılarında dile getirdiği Kilise inancıdır. “İnanıyorum”: Bu aynı zamanda imanıyla Tanrı’ya yanıt veren ve bize “İnanıyorum” ve “İnanıyoruz”u öğreten Anamız Kilise’dir.

I. “Rab, Senin Kilisenin imanına bak”

168 Önce inanan Kilise’dir, böylece benim inancımı taşır, besler ve destekler. Önce Kilise her yerde Rab’bi açıkça söyler (“Kutsal Kilise bütün evrende Sen’in Rab olduğunu resmen beyan eder”), bunu Te Deum da terennüm edelim, onunla birlikte ve onda, bizler de açıkça “İnanıyorum”, “İnanıyoruz” diyoruz. İmanı ve Vaftiz’le kazandığımız Mesih’teki yeni yaşamı Kilise aracılığıyla alırız. Romanum Rituale’de papaz vaftiz olacak adaya şöyle sorar: “Tanrı’nın Kilisesinden ne istiyorsun?” Yanıt: “İman.” -“Peki iman sana ne verecek?” -“Ebedi yaşamı.” ( OBA) 

169 Esenlik sadece Tanrı’dan gelir; iman yaşamını Kilise aracılığıyla aldığımızdan, Kilise bizim Anamız olur: “Kilise’yi esenliğimizi sağlayan olarak değil de yeni doğuşumuzu gerçekleştiren anne olarak görürüz.” (Faustus (Riezli), spir. 1, 2) Kilise Anamız olduğu kadar imanımızın eğiticisidir de.

II. İmanın dili

170 Bizler formüllere değil, ama onların ifade ettikleri gerçeklere ve imanın “dokunmamıza” izin verdiklerine inanıyoruz. “İnanlının iman eylemi ifadeye takılıp kalmaz, (dile getirdiği) gerçeğin içindedir.” (Aziz. Aquinolu Thomas, s. th. 2-2, 1, 2, ad 2) Bununla birlikte, bu gerçeklere, imanın dile getirilişi yardımıyla yaklaşırız. Bu dile getiriliş imanı aktarmaya ve ifade etmeye, imanı cemaat içinde törenle kutlamaya, onu benimsemeye ve onu gittikçe daha çok yaşamaya neden olur.

171 “Gerçeğin temel direği ve destekçisi olan Kilise” (1 Tim 3, 15) “kutsallara ilk ve son kez emanet edilmiş iman”ı (Yah 1, 3) sadakatle korur. Mesih’in Sözleri’nin anısını akılda tutan Kilise’dir. Havarilerin inancını kuşaktan kuşağa aktaran yine Kilise’dir. Çocuklarιna konuşmayı öğreten, bununla an­lamayı ve iletişim kurmayı öğreten bir anne gibi Anamız Kilise, imanı anlamamız ve bizleri iman yaşamına sokmak için bize iman dilini öğretir.

III. Bir tek iman

172 Yüzyıllar boyunca, onca dil, kültür, halk ve ulus arasında Kilise Rab İsa’dan aldığı, bir tek vaftizle aktarılan, tüm insanların bir tek Tanrısı ve Babası olduğuna olan sağlam ve içten inancı temelinde biricik imanını durmadan dile getirme­ye devam etmektedir (Bkz. Ef 4,4-6). Lyonlu Ireneus tanık olduğu bu inan­cı şöyle ifade ediyor:

173 “Gerçekten, Kilise, dünyanın dört bir yanına dağılmış olmasına karşın havarilerden ve onların öğrencilerinden almış olduğu imanı (…) sanki tek bir evin içinde oturuyormuş gibi özenle korumakta, bir tek yürek ve bir tek ruha sahipmiş gibi ona inanmakta, onu vazetmekte, bir tek ağıza sahipmiş gibi ortak bir sesle onları aktarmakta ve öğretmektedir.” (Haer. 1,10, 1-2)

174 “Zira, dünyada konuşulan birçok dil olmasına karşın, Geleneğin içeriği tek ve aynıdır. Ne Almanya’daki Kiliselerin, ne de İberya yarımadasındakilerin, ne Keltlilerin, ne Doğu’ dakilerin, ne Mısır’dakilerin, ne Libya’dakilerin ne de dünyan­ın göbeğindekilerin başka bir inancı ve başka bir Geleneği vardır…” (Age.)  “Kilise’nin müjdesi doğrudur, sağlamdır, zira onda bütün dünyada bir tek esenlik yolu ortaya çıkmaktadır.”

175 “Kilise’den aldığımız bu imanı özenle koruyoruz, zira, durmadan Tanrı’nın Ruhunun etkisiyle şahane bir vazoya ko­nulmuş böylesine yüksek değerdeki bir miras, içinde bulunuğu vazoyu da gençleştirir.”(Age., 3, 24, 1)

ÖZET

176 İman, insanın bütünüyle açınlanan Tanrı’ya kişisel olarak katılımıdır. İman Tanrı’nın sözleri ve davranışıyla Kendisi hak­kında yapmış olduğu Vahyi gerek akli gerek iradi olarak be­nimsemektir.

177 “İnanmak”ın şu halde çift kaynakçası vardır: Kişiye ve ger­çeğe; gerçeği doğrulayan kişiye güven.

178 Tanrı; Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’tan başka birine inanma­mamız gerekir.

179 İman Tanrı’nın doğaüstü bir armağanıdır. İnanmak için insanın Kutsal Ruh’un içten yardımlarına ihtiyacı vardır.

180 “inanmak” insan kişiliğinin onuruna yakışır bilinçli ve öz­gürce yapılmış bir insani eylemdir.

181 “İnanmak’ bir kilise eylemidir. Kilise’nin imanı bizim ima­nımızdan önce gelir, imanımızı taşır ve besler. Kilise tüm inan­lıların anasıdır. “Anası Kilise olmayanın Babası Tanrı olamaz.”(Cyprianus, unit. eccl)

182 “Yazılı ya da aktarılan Tanrı sözünün içerdiği her şeye i­nanırız, Kilise bunlara Tanrısal vahiy olarak inanmamızı öne­rır. “’  (APF 20)

183 İman esenlik için gereklidir. Rab İsa’nın kendisi “İman e­dip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecektir” (Mk 16, 16) dedi.

184 “İman öbür dünyadaki mutluluğu tatma umududur.” (Aziz. Aquinolu Thomas, comp. 1, 2)

              İKİNCİ ANABÖLÜM

              Hıristiyanlık inancının açıklaması (ikrarı)

185 “İnanıyorum” diyen, “İnandığımız şeye katıldığını” belirtir. İman birliği, herkes için kuralcı ve herkesi aynı imanda birleştirici ortak bir iman dilinin varlığını gerektirir.

186 Havarilerin Kilisesi başlangıcından beri, kendi imanını kısa ve kurallı formüllerle ifade etmiş ve aktarmıştır. (Bkz. Rom 10,9; 1 Kor 15,3-5 vb) Kilise kısa bir süre içinde, özellikle Vaftiz olacak adaylar için, imanının temel öğelerini tane tane belirtmiş ve organik bir halde özetlemek istemiştir:

Bu iman sentezi insanların görüşlerine göre değil de, biricik iman öğretisini tam olarak vermek için Kutsal Kitabın içinden en önemli yerler derlenerek hazırlanmıştır. Yaban hardal tohumu nasıl ki, küçücük tohumunda çok sayıda dal içeriyorsa, aynı şekilde imanın özeti de birkaç sözle Eski ve Yeni Ahit’in içindeki gerçek dindarlık bilgisinin tümünü içermektedir. (Kudüslü Kirillos, catech. İll. 5, 12) 

187 Bu iman sentezlerine “iman açıklamaları” denir, çünkü bunlar Hıristiyanların inançlarını özetler. Bunlara ilk sözleri “İnanıyorum”la başladığı için “Credo” da denir. Bunlara aynı zamanda “inanç ilkeleri (sembolleri)” de denir.

188 Yunanca symbolon kelimesi minnet ifadesi olarak sunulan parçalanmış bir nesnenin yarısı anlamına gelir (örneğin bir mühür). Parçalanan kısımlar birleştirilerek taşıyıcının kimliği saptanır. İnanç ilkeleri inanlılar arasındaki minnet, duygu ve düşünce birliğinin ifadesidir. Symbolon aynı zamanda bir özet, bir derleme, bir koleksiyon demektir. İman Özeti imanın temel gerçeklerinin derlenmesinden ibarettir. Din dersinin temel ve ilk kaynakçasını oluşturur.

189 İlk “iman beyanı” Vaftiz sırasında yapılır. “İnanç İlkeleri” öncelikle vaftiz inanç ilkeleridir. Zira kişi “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına Vaftiz edilir” (Mt 28, 9), Vaftiz sırasında tane tane söylenen iman gerçekleri Kutsal Üçlü-Birlik’in üç Kişisi kaynak referans alınarak söylenir.

190 İnanç İlkeleri üç bölüme ayrılır: “Önce Üçlü-Birlik’in birinci Kişisi ve onun şahane eseri yaratılış; sonra Üçlü-Birlik’ in ikinci Kişisi ve Onun insanları kurtarışı; son olarak da kutlulaşmamızın ana kaynağı ve temeli olan üçüncü Tanrısal Kişi söz konusu edilir.” (Catech. R1, 1, 3) “Bunlar vaftiz mührümüzün üç bölümünü oluşturur.” (Aziz. İreneus, dem 100)

191 “Bu üç bölüm her ne kadar birbiriyle bağıntılı ise de, aynı zamanda birbirinden farklıdır. Çoğu zaman Kilise Babalarınca kullanılan bir karşılaştırmaya göre bunlara konular diyeceğiz. Nitekim, kol ya da bacaklarımızda, ayırt eden onları ayıran ve ayırt eden eklemler olduğu gibi, aynı şekilde, bu iman açıklamasında, özel ve farklı bir biçimde inanmamız gereken gerçeklere yerinde ve haklı olarak konu diyeceğiz.” (Catech. R 1, 1, 4) Antik bir geleneğe göre, A. Ambrosius’un da doğruladığı gibi, Credo’da havarilerin sayısı ile havarilerden gelen imanın bütününü simgeleyen on iki konu bulunması adet haline gelmiştir. (Bkz. Symb. 8)

192 Yüzyıllar boyunca, farklı devirlerin ihtiyaçlarına yanıt veren inanç ilkeleri ya da açıklamaların sayısı çoktu: Farklı havarisel ve eski Kiliselerin İnanç İlkeleri Formülü, (Bkz. DS 1-64) A. Athanasius’un Quicumque İnanç İlkeleri Formülü, (Bkz. DS 75-76) bazı Konsillerin inanç ilkeleri formülleri (Toledo; (DS 525-541) Latran; (DS 800-802) Lyon; (DS 851-861) Trento (DS 1862-1870)) ya da bazı Papalarınki, örneğin Fides Damasi gibi (Bkz. DS 71-72) ya da VI. Paul’ün “Tanrı Halkının Credosu” [SPF] (1968).

193 Kilise yaşamının farklı evrelerinde hiçbir inanç ilkeleri formülü geçerliliği kalmamış ve boş olarak nitelendirilemez. Bunların hepsi yapılmış olan farklı özetler aracılığıyla günümüzde her zamanki imanımıza erişmeye ve onu derinleştirmeye yardımcı olur. 
               İnanç ilkeleri formülleri arasında iki tanesinin Kilise yaşamında çok özel bir yeri vardır:

194 Havarilerin İnanç İlkeleri Formülü, haklı olarak havarilerin imanının sadık bir özeti olarak kabul edildiğinden böyle adlandırılmıştır. Roma Kilisesi’nin en eski vaftiz inanç ilkeleri özetidir. Üstünlüğü şundan ileri gelir: “Havarilerin en önde geleni olan Petrus’un başkanlığını yapmış olduğu ve ortak inancı dile getirmiş olduğu Roma Kilisesi’nin kabul ettiği inanç ilkeleri formülüdür.” (Aziz. Ambrosius, symb. 7)

195 İznik-İstanbul İnanç İlkeleri Formülü’nün üstünlüğü ilk iki ökümenik Konsil (325 ve 381 tarihli toplantısında) alınmış kararlardan sonra çıkmış olmasıdır. Bugün bile hâlâ Doğu ve Batı’daki büyük Kiliselerin ortak inanç ilkeleridir.

196 İman konusundaki açıklamamız, Havarilerin İnanç İlkeleri Formülü’nün yani “en eski Roma din el kitabı” doğrultusunda olacaktır. Bununla birlikte açıklamamızı çoğu zaman daha açık ve daha ayrıntılı olan İznik-İstanbul İnanç İlkeleri Formülü’ne yapılan göndermelerle tamamlayacağız.

197 Vaftiz olduğumuz gün tüm yaşamımız “doktrinin kuralına emanet edildiğinde” (Rom 6, 17), yaşam veren imanımızın ilkelerini kabul etmiş oluruz. Credo’yu imanla söylemek, Tanrı Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’la duygu ve düşünce birliğine girmek, aynı zamanda bize imanı aktaran ve bağrında inandığımız tüm Kilise’yle duygu ve düşünce birliğine girmek demektir:

Bu İnanç İlkeleri tinsel damgadır, yüreğimizin meditasyonudur, daima hazır durumdaki korumadır, kuşkusuz, ruhumuzun hazinesidir. (Aziz. Ambrosius, symb. 1)

Credo

Hıristiyanlık İnanç İlkeleri Formülü

İznik- İstanbul İnanç İlkeleri Formülü

Görünen ve görünmeyen varlıkların Yaradanı, yeri ve göğü yaratan Herşeye Kadir Tanrı Baba’ya inanıyorum. Tanrı’nın biricik Oğlu tek Rab ve ezelde Baba’dan doğmuş olan Mesih İsa’ya inanıyorum. O Tanrı’dan gelen Tanrı, Nur’dan Nur, Gerçek Tanrı’dan Gerçek Tanrı’dır. Yaratılmış olmayıp, Baba ile aynı özdedir ve her şey onun aracılığıyla yaratılmıştır. Biz insanlar ve bizim kurtuluşumuz için gökten inmiş, Kutsal Ruh’un kudretiyle vücut bulmuş Bakire Meryem’den doğmuştur. Pontius Pilatus döneminde bizler uğruna çarmıha gerilmiş, acı çekerek ölmüş, gömülmüş ve Kutsal Kitaplarda yazıldığı gibi üçüncü gün sonra dirilmiş ve göğe çıkmıştır. Baba’nın sağında oturmaktadır. Dirileri ve ölüleri yargılamak amacıyla şanla yeniden gelecek ve hükümdarlığının sonu gelmeyecektir. Peygamberlerin ağzıyla konuşmuş olan Baba ve Oğul’dan çıkıp, Baba ve Oğul ile birlikte tapılan ve yüceltilen, hayatın kaynağı ve Rab olan Kutsal Ruh’a inanıyorum. Havarilere dayanan, Katolik (Evrensel) ve Kutsal olan tek Kilise’ye inanıyorum. Vaftiz olunarak günahların bağışlanacağını kabul ediyorum. Ölülerin dirilişini ve ebedi hayatı bekliyorum. Amin. 

Havarilerin İnanç İlkeleri Formülü

Yeri ve göğü yaratan, her şeye gücü yeten Tanrı Baba’ya inanıyorum. Kutsal Ruh’un kudretiyle vücut bulmuş ve Bakire Meryem’den doğmuş Pontius Pilatus döneminde çarmıha gerilmiş, ölmüş ve gömülmüş, ölüler diyarına inmiş ve üçüncü gün ölüler arasından dirilmiş ve göğe çıkmış, Herşeye Kadir Tanrı Baba’nın sağında oturan, dirileri ve ölüleri yargılamak amacıyla yeniden gelecek biricik Oğlu Rabbimiz Mesih İsa’ya inanıyorum. Kutsal Ruh’a inanıyorum. Katolik (Evrensel) kutsal Kilise’ye, azizlerin birliğine, günahların bağışlanacağına, bedenin dirileceğine ve ebedi yaşama inanıyorum. Amin. 

              ………

Katolik Kilisesi Din ve Ahlâk İlkeleri (142-165)

İslam’dan Katolikliğe dönenler için Güvenlik İpuçları